Silivri siyasetinin son dakikaları
Eren Ermiş

Eren Ermiş

[email protected]

Silivri siyasetinin son dakikaları

18 Ağustos 2015 - 14:41

-Rıfat Kutlu'dan beklenti büyük!..
-Değirmenci kolları sıvıyor!..
-Göçengil 'tamam inşallah' durumunda!..
-Bıyıklı'yı atlayamam!..

İşimiz gücümüz siyaset... Siyasetsiz olmuyor. Yaşadığımız şehre en büyük sorumluluğumuz, bir gazeteci olarak "olan bitenleri" en doğru ve tarafsız şekilde anlatmak. İlçeye hizmet edenler sadece siyasetçiler değil, biz gazetecilerin de "hizmet" mecburiyetimiz var. Kimileri "yapar" eder, kimileri "yazar" eder. Bu nedenle halkın en doğru şekilde haber akışını sağlarken, en öncelikle siyasetçilerimizi de iyi anlatmamız gerekiyor...

***

Son aylarda "dürbünü" elime alıp "uzakları" görmek istediğim Silivri siyasetinde, soru işaretleri yakınlaştı; eh.. yakınlaşınca da hesaplar doğru sonuç verdi. Kimilerinin evindeki hesap, çarşıda dar gelince; Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olanlar hüsrana uğradı.     
1 hafta öncesine kadar belirsizlik yaşayan siyaset meydanında taşlar yerine oturdu sayılır. Herkesin merakla beklediği ilçe başkanlığı süreçleri netleşti gibi. Biliyorsunuz, geçen hafta sonu AK Parti İlçe Başkanlığı'nda Rıfat Kutlu dönemi resmen başladı.

AK Parti İstanbul İl Teşkilat Başkanı Celal Erdoğan'ın "Meclis üyelerinden atama yapmayacağız" demesine rağmen, Rıfat Kutlu nasıl ilçe başkanı oldu?

AK Parti'nin en büyük handikapı, bir takım denge kurucularının (!) kötü niyette olması. Siyasette ileriyi görmek hesap kitap işidir ve siyasetin ta kendisidir; fakat bunu uygularken "birilerini feda etmek" etik dışıdır. 2019'da adaylık planları yapanlar, pimi çekilmiş bombayı birilerine vermek istediler!..

"Siyaset 24 saattir" sözünü yabana atmayalım. Kendilerini "banko" görenler nasıl ki istediklerini alamadıysa, bugünlerde aynı hesaplar yapılmak isteniyor. 2019'da belediye başkan adayı olmak isteyenler, iddia ediyorum ki ilçe başkanlığından uzak duranlardır! Siz bakmayın kulislerde adı geçtiğine. Çünkü ilçe başkanlığı görevine getirilince, "partiyi sırtladım, göğüsledim, hizmet ettim, adaylık benim hakkım" deyip, adaylığa soyunacaklardı. Rıfat Kutlu, "ben yapamam" demediği için görevlendirildi. Üstelik, AK Parti'deki başka sorunsal boyut, siyasetçi yetiştiremiyor olmasıdır. Partiye nüfus etmiş, "birkaç ismin" hegemonyasında olmayacağını garanti gördüğünüz kaç isim var? Eğer "ilçe başkanlığı" makamına her teşkilat görevlisi uygunsa, neden 10 isim arasından beklentidekiler çıkmadı veya hiç hesapta olmayan yeni birini seçmediler de, Rıfat Kutlu tercih edildi dersiniz? Çünkü "sen ol" dedikleri isimler üst yönetimin bu teklifine yeşil ışık yakmadılar. Ee herkese de "sen ol" demedikleri için, Rıfat Kutlu bu teklifi gerçi çevirmedi.

KUTLU'DAN BEKLENTİ BÜYÜK

Rıfat Kutlu, teşkilatçılığı çekirdekten öğrenen bir isim. Senelerdir tanırım. İyi yetiştirdi kendini. Şimdi bizzat odak noktası oldu. İlçe meclis üyeliği, İl meclis üyeliği, bir de ilçe başkanlığı gibi bir görevi var. Bu görevler, geçmişteki "gençlik kolları" başkanlığına benzemez. Dilek Demiral'dan sonra durağanlaşan teşkilatta ve Silivri'de yarım kalan çok iş var. Teşkilatı dizginleyeceğinden şüphe yok, ama asıl iş hizmette bitiyor. "Beklenti büyük" derken, Silivri'nin sorunlarını kastediyorum.

Büyükşehir Belediyesi'nin hizmet araçları, tekrar Silivri'yi şantiye haline dönüştürmeli! Hükümet partisinin ilçe başkanlığındaki kişinin "bir telefonla" neler halledebildiğini zamanında gördük. Aynı hassasiyeti Kutlu'dan beklemek ayıp değil...

DEĞİRMENCİ KOLLARI SIVIYOR

CHP'nin meşguliyeti, ilçe kongresi. Yine CHP kulislerinde merak edilen "Selami Değirmenci aday olacak mı olmayacak mı?" sorusu. Açıklayayım, mevcut ilçe başkanının karşısına aday olacak isim Selami Değirmenci'dir!..

Değirmenci, beyaz gömleğinin kollarını sıvadı, planını yaptı, adaylık kararını verdi. İlk başlarda Mümin Koçoğlu üzerine durulurken, bu karardan vazgeçildi ve Değirmenci aday olacak...

Ciddi bir liste yapıldığı konuşuluyor. Benim "Kazanamaz" latifeme karşılık, "Kazanır kazanır, bal gibi de kazanır" diye cevap verenler var. Değirmenci'nin gücünü şuna bağlıyorlar:

"2010'daki kongreyi, Belediye Başkanı Özcan Işıklar'ın, Erdoğan Ataç'ı desteklemesine rağmen kazandı...

2014 yerel seçimlerde meclis önseçiminde, yine Işıklar'ın listesine karşılık, sandıklardan tulum çıkarıp kendi listesini yazdırdı...

2015 genel seçimlerinde, milletvekilliği ön seçiminde dönemin ilçe başkanı Mümin Tuğlu'ya rağmen 3'üncü bölgede destek alıp, sıralamaya girmeyi başardı. Böyle bir isim kongreyi kazanamaz mı?"

***

Değirmenci'yi şanslı görenlerin elindeki argüman bu. Haklılar mı? Aday olması için elbette yeterli kazanım. Ancak...

CHP'de ne üyeler eski üye, ne delegeler eski delege. Suna Göçengil ne eski Göçengil, Işıklar ne eski Işıklar. Öyle bir kongre göreceğiz ki, kazanan 30 farkla, kaybeden 30 oyla sandıktan çıkacak.

İnkar etmeyelim, Işıklar-Göçengil cephesi, Değirmenci cephesine karşılık 1-0 önde. Sonuçta 400 delegeyi Suna Hanım belirliyor. Kimin kime oy vereceğini aşağı yukarı hesap etmişlerdir. Fakat "Sizdenim" deyip, sandıkta Değirmenci'ye verirlerse orasını kimse bilemez.

Her iki tarafta delegelere defalarca gitmeli, "banko" gördüklerini kızdırmamalı. Bu işler bir sinire bakar.

GÖÇENGİL 'TAMAM İNŞALLAH' MODUNDA

CHP İlçe Başkanı Suna Göçengil'in en büyük şansı, kongre sürecinde yalnız kalmaması. Gidip gezdiğim yerlerde soruyorum, hem telefon diplomasisi, hem bizzat görüşmeler, hem de makamında ağırlamalar. Suna Hanım, liste konusunda çok temkinli. Hataya yer olmadığının farkında. Daha önce söylediğim gibi, Değirmenköy-Gümüşyaka hattından, Merkez ve Ortaköy-Selimpaşa'ya kadar ciddi isimleri kendine çekmeyi başarmış. Sırası gelince bu köşeden sizlere aktaracağım.

Kaldı ki, Belediye Başkanı Özcan Işıklar da listelere kafa patlatan gizli aktörlerden.  O da biliyor Selami Değirmenci'nin aday olacağını ve O'na bu koltuğu kaptırmaması gerektiğini.

Her şeyi "listeler" deşifre edecek. Gizem oradaki isimlerde saklı. Işıklar'ın, yerel seçimlerden sonra çevresine söylediği bir tespiti var: "Ne zaman ki (AK Parti adayı) Tahir Sert'in adaylığı açıklandı, daha çok çalışmamı gerektiğini anladım. Ne zaman ki Tahir Sert'in "meclis listesi" açıklandı, o zaman seçimi kazandığımı anladım." (Tam ifade bu olmasa da bu anlamda söylemi var)

Yani iş sadece adayda bitmiyor. Listeler önemli, ekip önemli. Herkes, kendi bölgelerinde güçlü isimleri listesine yazacak. Hepi topu 400 kişide "oy kayması" ancak dost meclisiyle sağlanır...

BIYIKLI'YI ATLAYAMAM

İki hafta önceki yazımda, CHP Belediye Meclis Üyesi Zafer Bıyıklı'nın kardeşi Tamer Bıyıklı'nın da siyasette adı geçtiğini yazdım. Arayıp soranlar oldu, "Emin misin?"  diye. Kimi farklı görüş bildirdi, kimisi de "herkes siyaset yapabilir" diyerek beni eleştirdi. Özellikle gençler üzerinde epeyi hareketlendirici olmuşum da haberim yok. Bilmiyordum bu kadar sevineceklerini.

Arayanlar bir tarafa, benim bizzat sohbet ettiklerimden bahsedeyim ve aynı zamanda Tamer Bıyıklı ile olan görüşmemden. Tamer Bıyıklı'nın zaten siyaset yaptığının düşünenler var. "Gömleği giymiş giymemiş önemli mi" diyorlar ve ekliyorlar: "Bu işi layıkıyla yapar. Çünkü insanlarla ikili ilişkileri güzel. Yardımsever, dürüst ve çalışkan birisi. Çalışkan olduğunu birçok seçimde gördük. Bayrak asar, en önde yürür, CHP'ye inancı tam. İş hayatında da başarılı birisi. Yapabilir."

Birçok kişi hemen hemen aynı görüşte. Belli ki çevresinde güzel izlenimler bırakmış.

İddiaları yazmadan önce arasaydım, eminim ki "Hayır öyle bir şey yok" diyecekti ve tezimi çürütecekti. Bunu bildiğim için, köşemde yazdıktan birkaç gün sonra telefonda görüştük. Aramasını bekledim, acaba yalanlayacak mı diye düşündüm, aramadı. Ben telefon açtım sordum, "Tamer Bey siyasete mi giriyorsunuz?"

Hayır demedi. Yeşil ışık yakarak şu sözleri söyledi: "Uzun senelerdir siyasetin içindeyim ama ön planda duracak bir görev almadım. Ağabeyim Zafer Bıyıklı'nın arkasında durdum. Partimiz için (CHP'yi kastediyor) gece gündüz demeden çalıştım. Her zaman bu böyle olacak. İlkelerimiz var, değerlerimiz var. Ata'dan gelen bağlılığımız var. Çevremde siyaset yap diyenler oluyor. Daha önce de dediler. Biliyorsunuz, siyaset siz isteyince değil, çevreniz isteyince ya da partilileriniz uygun görürse yapılır. Şuanda kesin bir şey yok. Şartlar neyi gösterir bilemiyorum."        

Benim bu sözlerden anladığım siyasete girebilir de girmeyebilirde. Ucundan kıyısından da olsa, ailece çözüme kavuşturulması gereken bir konu. Anladığım kadarıyla aile büyüklerinin desteğini almadan bu işe soyunmak istemiyor. Desteklerler, desteklemezler, o ayrı. Ama siyaset aile tanımaz. Sonuç odaklıdır. Bir fayda getirecekse neden olmasın?

Belki bugün, belki yarın, anlaşılan o ki Tamer Bıyıklı'yı siyasette görebiliriz...  

YORUMLAR

  • 0 Yorum