Neyi nasıl anlatalım ki
Eren Ermiş

Eren Ermiş

[email protected]

Neyi nasıl anlatalım ki

17 Ekim 2015 - 13:05

Tartıştığımız konu şu: Ankara'daki bombayı kim patlattı?

97 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısı nedeniyle siyaset kabuk değiştirdi. İşte birileri bunu istiyordu. Reyhanlı ve Suruç'ta yaşananlar gibi. Kanlı tuzaklar her zaman bu toplumda psikolojik olarak travmalara neden olur, ancak tek bir şey için işe yaramaz: İç savaş... Amaçlanan budur.

Türkiye'nin toplum yapısı birçok etnik unsuru bünyesinde barındırıyor ancak, gel gelelim ki bu unsurlar, seslerini duyurmak için meydanlardan öteye gitmiyor. Artık bu meydanların sağlıklı zemini olmadığı aşikar. Devlete diz çöktürmek, milleti canından bezdirmek, dış mihrakların diğer temel hedefi. Ankara'daki saldırının şifreleri çözmek için birçok teori üretebiliriz. Lozan anlaşmasının 2023'te bitiyor olması, yeni bir anlaşma dayatılmak için kaos yaratılması... Siyasi istikrarsızlık ortamı sağlanması için HDP'nin baraj sınırını birkaç puan aşıp, hiçbir siyasi partinin tek başına hükümet kuramaması... Barajı aşan HDP ile meşrulaşan terör örgütü PKK'nın, devlet ile olan pazarlık temaslarının devam etmesi, ki buna paralel olarak Doğu hattı ile şehir merkezlerindeki örgütlenmelerini güçlendirmesi... Yatırımcıların sıcak paralarını memleketten uzak tutması.. diye sıralayabiliriz.

Şu teze katılmıyorum: "Patlamanın arkasında devlet olabilir."

Bakınız, eğer devletin bakiliğini konuşacaksak, ne 97 kişinin önemi vardır ne 1197 kişinin!.. Eğer devletin bakiliğini tartışacaksak, 127 şehidimizin değil, 1127 şehidimizin bir önemi yoktur!...

Devlet şahıslara değil, sistemin nasıl işlediğine, nasıl işletilmesi gerektiğine bakar. Ancak bu argüman 1 Kasım öncesinde ortaya sunulmuş bir proje değil. Gerçek şu ki, Türkiye'nin birlik ve bütünlüğüne bir ameliyat söz konusu. "Yarar ve zarar" açısından yorumlayacak olursak, bu patlamadan gelir elde edecek tek siyasi oluşum HDP'dir!.. 7 Haziran öncesi, aynı Diyarbakır mitinglerindeki patlamadan elde edilen rey gelirleri gibi, dolaylı ve ya doğrudan olarak bu isteniyor. Bu toplumun yufka yürekli halinden nemalanmak çok kolay. Mağdura oyna, ajitasyon yap, yeter...

35 yıldır "kanla beslenen" terör örgütü PKK ve ona benzer diğer terör örgütleri, gözlerini kırpmadan kendi sempatizanlarını bile katledemez mi? Binlerce vatandaşımızı kurşuna dizmediler mi? Köy basıp, kadın-erkek, çoluk-çocuk alıp götürmediler mi?

Arkasında dünya devletleri olduğu için, doğal olarak PKK da devlet gibi düşünüyor. "Ben sistemime bakarım" diyor, kan akıtıyor. Plan geniş, oyun büyük. HDP siyasetçilerinin söylemlerine bakarsanız, 1 Kasım endeksli operasyonu göreceksiniz...  

'UMUDUMUZ SİZSİNİZ'

MHP Bölgemiz milletvekili adayları Erdem Karakoç, Muammer Recep Çeliktaş ve Akın Aydın Silivri'deydi. İlçe Başkanı Şenol Türkyılmaz ile parti binasında istişare yaptıktan sonra çarşıda ve pazarda esnaf ziyareti düzenlediler. Birçok sohbete şahit oldum. Meral Akşener'i soranlar oldu, "O nerede, neden gelmiyor" diyerek beklentilerini ifade ettiler. Vatandaşımızın sözü halis, niyeti temiz. Son derece "ufuk açıcı" eleştirilerde bulunurken, MHP'nin çözümün adresi olacağına işaret ettiler. Çok sayıda kişi, ilk defa oyunu MHP'ye vereceğini belirtti. Tıpkı oy isteyen adayların dediği gibi, onlara şöyle konuştular: "Türkiye'yi bu ortamdan, karanlık günlerden, ancak MHP'nin kurtarır. Umudumuz sizsiniz."

SİAD TOPLANTISI VE TELEKOMCULAR

Önceki sabah Silivri Sanayici ve İşadamları Derneği'ndeki "Çayın yanında simit" adlı kahvaltılı toplantıya katıldım. Sanayi bölgelerindeki internet kesintileri ve telefon hatlarındaki problemler konuşuldu. Türk Telekom Yetkilileri davet edildi, fabrika sahipleri sıkıntılarını anlattı. Güzel başlayan toplantıda, Telekomcuların tutum ve davranışları, bizim Yunus'u aklıma getirdi. Bizim Yunus dediğim, ilçemizin renkli bir çocuğu. Geçenlerde sosyal yardım mağazası açılışında işadamlarını görünce, "Şştt işadamlayı, bana para vey para" diyerek toka satmıştı. Ve arkalarından söylenmişti, "Bunlayda paya olmayacak kimde olacak."

Telekomcular da aynı bizim Yunus gibi diyor: "Bunlar işadamı, bunlarda para olmayacak da kimde olacak!.."

Bun şu sözden onu anlarım: "Fabrikalardaki internetiniz hızlı çalışır, telefonlarınız kesilmez ama, bunun da bir bedeli var." Alt bilgi olarak ekliyorlar tabi: "Biz bu işten kar etmiyoruz, kablo masrafı efendim."

Oldu canım. Bir yandan "bas parayı, al hizmeti" diyor, diğer yandan kar etmiyoruz. Allah Allah...

Üstelik, bu işte bir garabetlik söz konusu. "Yatırımlarımız arasında Silivri sanayisinin alt yapıları da var ancak, ne yazık ki 7 Haziran'dan sonraki siyasi belirsizlik buna engel oldu. Bakanlık değişti, onay işlemi uzadı, işler yarım kaldı." Falan filan İnter Milan!

Yıllardır alt yapı eksikliğini bildikleri halde, proje tam da seçim öncesine gelmiş, ne tuhaf değil mi! Bizim sanayicilerimiz çözüm istiyor, onlar her talebe ya da söze kesin bir cevap veriyor. Cevaplar da hep mazeret hep mazeret. Parayla yaptırmaya gelince "Tamaaamm.. biz bu işi çözeriz" moduna giriliyor.

Sanayicilerimiz, aslında Telekomculara hiç çalışmadıkları yerden sorular yönetince, konuyu siyasete bağladılar. Siz kimi kandırıyorsunuz beyler! Millet neredeyse uzaya fabrika kuracak, Avrupalı veletler bile eğlence olsun diye sistemler arası diyalog kurdu, sizler hala fiber alt yapı masalı anlatıyorsunuz. "Yatırım yapacaktık ama bakanlık onaylamadı" diyorsunuz. Yatırımı yapmak ve yaptırmak sizin işiniz. Bir de açık açık demiyor musunuz, "Dayın varsa olur" diye! Allah'ım Allah'ım..

O dayıyı sanayiciler değil, siz bulacaksınız siz. Ağa babalarınız boşuna mı aldı Telekom'u...      

ZAMAN ZİYARETİ

Soruyorlar, "Başkan Özcan Işıklar'ın Zaman gazetesine ziyareti hakkında ne düşünüyorsun?" diye cevap veriyorum: Hiçbir şey düşünmüyorum. Sadece şunu ekliyorum: "Camdan evleriniz varsa, başkasının penceresine taş atmayacaksınız!.." 

YORUMLAR

  • 0 Yorum