Maskeyle gelen tehlike!

Maskeyle gelen tehlike!

Maske takan kişilerin kendilerini aşırı güvende hissettiğini söyleyen uzmanlar “Maske ‘yalancı güven hissi’ veriyor. Üç kat maske takıp omuz omuza kalabalığa girmek risk oluşturur. Sosyal mesafeyi koruyun” uyarısında bulunuyor.

Maskeyle gelen tehlike!

Maske takan kişilerin kendilerini aşırı güvende hissettiğini söyleyen uzmanlar “Maske ‘yalancı güven hissi’ veriyor. Üç kat maske takıp omuz omuza kalabalığa girmek risk oluşturur. Sosyal mesafeyi koruyun” uyarısında bulunuyor.

Maskeyle gelen tehlike!
21 Nisan 2020 - 09:40

Yeni tip koronavirüs enfeksiyonunun ortaya çıktığı ilk günlerde sadece Covid-19 pozitif kişilerin maske takması gerektiği söyleniyordu. Enfeksiyon toplumda yayıldıkça sağlıklı kişilerin de maske takması mecburi hâle geldi. Ancak son günlerde maskenin gereksiz bir güven hissi oluşturduğu üzerinde duruluyor.
 
TAKMAK ŞART AMA GÜVENDE HİSSETMEYİN

Toplumda kimin koronavirüsle enfekte olduğunun bilinmemesi sebebiyle herkesin sokağa çıkarken maske takmasının şart olduğunu söyleyen iç hastalıkları ve hematoloji uzmanı Prof. Dr. Mustafa Çetiner “Maske insanlarda yalancı bir güven hissine sebep oluyor. İnsanlarda maskemi taktım artık virüs bana bir şey yapamaz hissi ortaya çıkıyor. İki üç maskeyi üst üste takıp marketlerde, pazarlarda omuz omuza alışveriş yapanları görüyoruz. Bu çok önemli bir problem hâline geldi” dedi.

BELİRTİSİZ DÖNEM DAHA TEHLİKELİ

Hastalığın bazı kişilerde belirtisiz geçtiğini ancak bu dönemde de virüs bulaştırabildiklerini anlatan Prof. Dr. Mustafa Çetiner “Virüsü alanların yüzde 81’i hastalığı çok hafif belirtilerle geçiriyor; yüzde 14’ü hastaneye yatmak ve tıbbi destek almak zorunda kalıyor; yüzde 5’ide yoğun bakıma gidiyor. Diamond Princes Gemisi ve İzlanda’da yapılan çalışmalar insanların yüzde ellisinin bu hastalığı hiçbir belirti vermeden geçirdiklerini gösterdi. Ancak bu arada virüs bulaştırabiliyorlar ve kişilerin en çok bulaştırıcı oldukları dönem belirtilerin ortaya çıkmasından önceki iki gün. Bu yüzden sosyal mesafe çok önemli” dedi.

HEM MASKE TAKIN HEM SOSYAL MESAFEYİ KORUYUN

Maske kullanmanın asıl hedefinin hasta kişinin hastalığı çevresine bulaştırmaması olduğunun altını çizen Prof. Dr. Çetiner, maskenin koruma oranları ile ilgili şunu söyledi: “Eğer koronavirüs pozitif biriyle karşı karşıyaysanız ve sosyal mesafeyi ihlal etmişseniz;  Covid-19 pozitif kişide maske yok ve sizde varsa maskenin sizi koruyuculuğu yüzde 10-15 civarındadır. Eğer yine sosyal mesafeyi ihlal etmişseniz ve Covid-19 pozitif kişide maske var ve sizde yoksa korunma oranı yüzde 60-70’lere çıkar. İki kişi birden taktığında Covid-19 bulaşma riski sosyal mesafe ihlal edildiği durumda bile yüzde 5’lere kadar düşüyor. Benim düşüncem herkesin maske takması, çünkü kimin Covid-19 pozitif olduğunu bilmiyoruz.” Yeni tip koronavirüsten korunmada en etkili yolun el temizliği ve sosyal mesafe olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çetiner “Virüsün havada asılı kaldığını gösteren bir veri yok. Dünya Sağlık Örgütü insanlar arasındaki sosyal mesafenin en az 1,5 metre olmasını öngörüyor. Aslında bu metreleri de ayarlamak çok da mümkün değil. Ne kadar uzak, o kadar iyi aslında” diye açıkladı.

VİRÜS, LABORATUVARDAN KAÇMIŞ OLABİLİR

Covid-19 virüsünün laboratuvarda üretilmiş olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Çetiner “Vuhan’daki hayvan pazarı ile bu virüsün çalışıldığı biyotek laboratuvarının birbirine çok yakın olduğu söylendi. Bu laboratuvarın koronavirüs üzerinde çalıştığını biliyoruz. 2018 yılında CIA’nin Amerikan Başkanı’na sunulan bir raporda bu laboratuvarda çok dikkatsiz çalışıldığına işaret ediliyor. Virüsle çalışırken yeterli tedbir almadıkları için, tıpkı Çernobil’deki patlama gibi laboratuvardan kaçmış ve insandan insana geçip hastalık yapabilir bir şekle dönüşmüş olabilir. Bence kasıttan çok ihmal var” dedi.

2025'E KADAR HASTA ETMEYE DEVAM EDECEK

Alınan kısıtlama tedbirlerinin çok önemli ve faydalı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mustafa Çetiner “Bu tedbirler sayesinde Amerika’da olduğu gibi hastalık herkese yayılmıyor ve sağlık sistemine yüklenme olmuyor. Büyük ihtimalle sosyal hayata geçmeye başladığımızda hastalık grafiği biraz daha yükselecek ve bir dalgalanma olacak. Ama önemli olan, herkesin aynı anda hastalanmaması. Harvard Üniversitesinin yaptığı bir araştırma eğer hiçbir ilaç, aşı bulunmaz ve virüs kendi davranış şeklini değiştirmezse bu sürecin 2025’e kadar iniş çıkışlarla devam edebileceğini tahmin ediyor. Yeni bir aşı bulunma çalışmaları da zaman alacak gibi görünüyor. Bir anda dünyayı değiştirecek müthiş bir buluş beklentisine girmeyelim” diye anlattı.

Türkiye

YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Karakuş: Bedelini ödeyecek
Karakuş: Bedelini ödeyecek
Arslantaş, istifa ettiğini duyurdu
Arslantaş, istifa ettiğini duyurdu