islami sohbetgiftcardmall/mygiftislami chatislami sohbetler
Lavtacı Haralambos ve oğulları Aleko ve Yorgo...
Reklam

Lavtacı Haralambos ve oğulları Aleko ve Yorgo Bacanos

Silivri doğumlu, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti programı kapsamında ve alanında bir ilke imzasını atan aynı yıl adına “1.Uluslararası Yorgo Bacanos Ud Festivali” düzenlenen Yorgo Bacanos ve ağabeyi Aleko Bacanos…  

Lavtacı Haralambos ve oğulları Aleko ve Yorgo Bacanos

Silivri doğumlu, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti programı kapsamında ve alanında bir ilke imzasını atan aynı yıl adına “1.Uluslararası Yorgo Bacanos Ud Festivali” düzenlenen Yorgo Bacanos ve ağabeyi Aleko Bacanos…  

Lavtacı Haralambos ve oğulları Aleko ve Yorgo Bacanos
20 Şubat 2026 - 11:56

Yazar: CENGİZ AKBULUT 
Büyükler demişler ki; Gönül tenceredir ve dil kepçe, tencerede ne varsa, kepçe onu çıkarır. Gönül denizdir, dil ise sahil. Deniz dalgalanınca, içinde ne varsa onu sahile atar. İşte anlatacağım konu ve daha başka birçok konular bir deniz dalgası gibi dökülüyor insanın belleğinden; Bacanos Kardeşler benim ilk derlemem.
Silivri doğumlu, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti programı kapsamında ve alanında bir ilke imzasını atan aynı yıl adına “1.Uluslararası Yorgo Bacanos Ud Festivali” düzenlenen Yorgo Bacanos ve ağabeyi Aleko Bacanos…
 
Aleko ve Yorgo Bacanos Kardeşler, Lavtocu Haralambos’un (Lavtacı Lambo olarak bilinir) çocukları olarak dünyaya gelmişlerdir.
Bacanos kardeşlerin babası Lavtacı Lambo’nun yaşamı ile ilgili bilgimiz yok denecek kadar azdır. Bacanos kardeşlerin doğum tarihlerinden yola çıkarak, 1860-1930’lu yıllar arasında Silivri’de yaşadığını tahmin ediyorum. Müziklerini Lavta enstrümanı ile icra ettiği için kendisine Lavtacı Lambo denmektedir. O yıllarda kullanmakta olduğu Lavta günümüzde müzik aleti olarak pek sık kullanılmamaktadır.
 
Lâvta, gövdesinin görünüşü itibarı ile uda çok benzer. Ancak udun teknesine göre daha engindir. Göğüs tahtası üzerinde sadece bir adet kafes bulunur. Lâvtanın en önemli özelliği uda göre daha uzun saplı olması ve perdeli olmasıdır. Tanburi Cemil Bey'in geliştirdiği Lâvta tipinde 18 adet perde bulunuyordu. Ancak günümüzde transpoze (…) göz önünde bulundurularak 26 perde kullanılmaktadır.
Lâvtanın sekiz teli olup bunlar ikişer ikişer tek sese göre akord edilir.
Lavta benzeri müzik aletlerinin ilk çağdan itibaren Sümerler, Eski Mısırlılar, Asurlular, Yunanlılar, Romalılar zamanında kullanıldığı bilinmektedir. 15. y.y.'dan sonra Avrupa'da yaygınlaşmaya başlayan lavta, 16., 17. y.y.'da en parlak dönemini yaşamıştır.
 
ALEKO BACANOS
Aleko Bacanos (D:1888 – Ö:1950)
Kemençeci Aleko Efendi, 1888 yılında Silivri'de doğdu. Lavtacı Lambo Efendi'nin oğlu olup musikişinas bir Rum asıllı, Çingene aileden gelir. Kemençeci Anastas'ın yeğeni, Yorgo Bacanos'un ağabeyi, kemençeci Sotiri ile kardeş çocuğudur.
Müzik çalışmalarına önce aile çevresinde keman çalarak atıldı. Kemençe çalmaya daha sonra başladı. Piyasaya yönelerek icra ettiği müziğin pratik yönlerini öğrendi. Çeşitli gazinolarda çalıştı, 1930’lu yıllarda plak dolduran ses sanatkârlarına eşlik etti. Paris, Berlin, Kahire gibi büyük şehirlerde icracı olarak bulundu ve konserler verdi.
Aleko Bacanos tipik bir piyasa kemençecisiydi. Buna rağmen kemençeyi kendine özgü bir üslupla çalmış ve yaşadığı zamanda çok tutulmuştur. 1915 yılında Ketayun Matbaası'nda kanto ve şarkılardan meydana gelen "Nevzad-ı Musıki" adında bir güfte kitabı yayımlamıştır.
1950 yılında, çalıştığı Türkuvaz Gazinosu'nda bir fasıl sırasında fenalaşarak, ölmüş; Kurtuluş'taki Aya Lefter Mezarlığı'na gömülmüştür.
Çeşitli makamlarda on üçe yakın bestesi vardır. Acem aşiran makamında Deniz Kızı Eftalya Hanım’ın ölümü üzerine bestelediği Gel Ey Denizin Nazlı Kızı Nuş-i Şarab Et adlı eseri en çok bilinenidir.
"Gel ey denizin nazli kizi nus-i sarab et,
Cik sahile gel senede bir alemi ab et,
Mestane bakislarla beni mest-i harab et
Cik sahile gel sinede bir alem-i ab et"
 
YORGO BACANOS
Yorgo Bacanos 21 Eylül 1900'de Silivri'de doğdu, 24 Şubat 1977'de İstanbul'da öldü. Rum ve Çingene asıllıdır. Lavtacı Haralambos'un oğludur. Birçok üyesi musikişinas olan bir aile ortamında yetişti.
Yorgo, St. Benoit Lisesi'ne yollandı ancak, ortaöğrenimini müzik hevesiyle yarıda bıraktı. Babasından aldığı ud ve lavta dersleriyle müziğe başladı. Nota ve usul derslerini önce babasından, sonra Udi Kirkor ve Karnik Garmiyan Efendiler'den aldı. Batı müziği türünde piyano derslerini ise Büyük Sinanyan'dan aldı.
Çocuk yaşta, on iki yaşında, Eftalipos Gazinosu'nda uduyla fasıllara katılarak İstanbul’un müzik dünyasına girdi ve birkaç yıl içinde on beş yaşına geldiğinde Udi Yorgo adıyla anılan tanınmış bir udi oldu. 20’li yaşlara ulaştığında da besteler de yapmaya başladı.
1927'de ilk radyo yayınlarına katıldı; Mesut Cemil'in yönettiği "Klasik Koro"ya alındı. 1977'ye kadar elli yıl İstanbul Radyosu'nda ud çaldı.
1928'de Berlin'e gidip plaklar doldurdu. 1929'da Paris'e gitti. Plaklara doldurduğu nihavend, hüseyni, rast ve hüzzam taksimleri o yılların, 1930’lu yılların ürünüdür.
Mısır ve Kıbrıs'ta da konserlere katılmış, Ümmü Gülsüm'ün hayranlığını kazanmıştır. Bacanos 1946'da İstanbul Belediye Konservatuarı İcra Heyeti'ne girdi; 1953'ten 1967'ye kadar Münir Nurettin Selçuk yönetimindeki İcra Heyeti'nin Şan Sineması konserlerine katıldı.
 
Yorgo Bacanos Türk müziğinde yakın tarihin en büyük birkaç udisinden biridir. Ud çalma tekniği yalnız Türkiye'de değil, Ortadoğu ülkeleri ile Yunanistan'da da çok beğenilmiştir.
Uddan çıkardığı sesler güzel, parlak, zengin ve etkileyiciydi. Çok güçlü bir sağ ve sol el tekniği vardı. Ne kadar süratli çalarsa çalsın bastığı perdelerin netliği kaybolmazdı. Sazını sert, keskin ama müziğin ahenginden bir şey feda etmeyen mızrap vuruşlarıyla çalardı.
Bacanos hemen hemen bütün müzik topluluklarında, "Klasik Koro"larda, fasıllarda, saz eserlerinde, soliste eşlikte her zaman aranan bir icracıydı. Nerede çalarsa çalsın çaldığı topluluğu sürükleyici bir sazende olarak sivrilmişti.
Şüphe götürmeyecek şekilde Yorgo Bacanos Türk müziğinin büyük taksim üstatları arasındadır. Taksimlerinde, her şeyden önce ezgileri ve buluşları güzeldir, hepsi zevk ürünüdür.
Yorgo Bacanos udda başlı başına bir üslup ve tavır örneği vermiştir. Onun tavrı daha ilk nota ve ölçülerde hemen ayırt edilebilecek kadar özgün ve kişiliklidir. Ondan hiç etkilenmemiş udi yok gibidir.
Bestecilikle pek uğraşmamıştır. Bilinen yedi, sekiz adet bestesi vardır. Mahur bestesi ("Hala kanayan kalbimi aşk ateşi dağlar"), kürdilihicazkar bestesi ("Neş'eyle geçen ömrümü eyvah keder ettin") ve hüzzam bestesi ("Sevdası henüz sinede gönlüm gibi sağdı") şarkıları hala sevilen şarkılardandır.
 
Silivri Lale Sineması
Silivri Lale Sineması her geçişimde içimde bir şeyler kıpırdar. Sanki ismim anons edilecekmiş gibi gelir o yöne dönüp bakarım. 1969 yılı yazı geçer gözümün önünden… Duvarları yıkıldı! Ercüment Batanay Beyefendi taksim geçiyor, Yorgo Bacanos’la göz göze geliyorlar, Yorgo kanununa okşar gibi dokunuyor ve şarkı yavaşça dökülüyor dudaklarından, Behiye Aksoy’un… Avuçlarımda hala sıcaklığın, sıcaklığın, sıcaklığın var inan. Unuttum dese dilim yalan, yalan vallahi yalan, billahi yalan. Hasretindir içimde hep alev, alev hep alev, alev yanan…
Bu şarkı, Lale Bahçe sinemasının şarkısıdır! Bu şarkı okunmazsa o konser verilmemiş; o şölen, yapılmamış sayılırdı.
 
NOTALARDAKİ HARARET
Kelimelerin notalara dönüşmemesi düşünülemez. İçli yaz duygularını müzik formuna dönüştürmek yerli yabancı tüm müzisyenlerin vazgeçemediği tercih
“Bir yaz gecesi Çamlıca mehtâbına geldin.
Billahi o gün güzel sen iki mehtâba bedeldin.”
Udî Yorgo Bacanos’un Huseynî makamında bestelediği bu dokunaklı satırlar, daha sonra Cevdet Çağla tarafından ‘Kürdîli Hicazkâr’ ve Râkım Elkutlu tarafından ‘Rast’ makamına göre bestelenmiştir.
 
KAYNAKÇALAR
Kalan Müzik Arşivi • Musiki Dergisi (Mehmet Güntekin) • Wikipedia (Sanal Ansiklopedi) • Youtube (Video paylaşım sitesi) • TRT’nin Nota Arşivi • Yılmaz Kandemir Arşiv Fotoğrafları
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Protokol, Gazi ve Şehit aileleriyle iftarda bir araya geldi
Protokol, Gazi ve Şehit aileleriyle iftarda bir araya geldi
Silivrili Kovboy: Selman Kerse'nin at sevdası
Silivrili Kovboy: Selman Kerse'nin at sevdası