Edebiyat dünyası, yeni yeteneklerin eserleriyle her geçen gün daha da zenginleşiyor. Bu genç kalemlerden biri olan Kan Demirkol, okuyucularını ilk romanı “Sukutuhayal Sokak” ile tanıştırıyor. Adıyla bile merak uyandıran, içinde kaybolduğumuz sokaklara ve hayatlarımıza dair derin izler taşıyan bu eser, okuyuculardan şimdiden tam not aldı. Biz de Yörünge Rehber Dergisi olarak, bu başarılı kitabın yaratıcısı Kan Demirkol ile bir araya geldik. Kendisiyle, kitabın isminin hikâyesinden karakterlerin nasıl hayat bulduğuna, yazma sürecindeki rutinlerinden geleceğe dair planlarına kadar pek çok konuyu konuştuk. İşte, Kan Demirkol’un kaleminden süzülen "Sukutuhayal Sokak"ın perde arkası...
Yörünge Rehber Dergisi İmtiyaz Sahibi Alparslan ERMİŞ: Öncelikle sizi tanımayan okurlarımız için sormak isterim: Kan Demirkol kimdir ve yazarlık yolculuğu nasıl başladı?
Kan DEMİRKOL: Dördüncü kuşak olarak Silivri’de yaşıyorum. Kamuda görev yapıyorum.
Ömrüm boyunca yazdım ama edebi metin üretme çabasına girişmem son yıllardailginç bir karşılaşmaile ortaya çıktı.
İlk kitabınız “Sukutuhayal Sokak” oldukça dikkat çekici bir isim taşıyor. Bu ismin hikâyesi nedir? Kitap ismine nasıl karar verdiniz?
Kitabın adı tıpkı kapağı gibi içeriğinden esintiler taşımalıdır diye düşünüyorum. Yazım aşamasının başından sonuna kadar başka bir isim vermişken son anda kitabın içindeki bir bölümün adının kitabı daha iyi ifade edebileceğini düşünerek değiştirme yoluna gittim. Sukutuhayal bilindiği üzere hayal kırıklığı anlamına gelmektedir. Sokak derken aklıma gelen; yaşamın, mekânsal boyutudur. Yol ile sokak arasında bence bir fark vardır. Yol sizi gideceğiniz yere götürmek için düzenlenmiş bir alandır. Sokak ise evinizin bulunduğu her gün yaşama yeniden başladığınız yerdir. Yani yalnızca geçip gitmek için değil kalıp yaşamak için bulunduğunuz yerdir. Bu sebeple daha çok anı biriktirerek daha anlamlı hale gelir. Sokak bir yönüyle mikro memlekettir. Çocukluğumuzdan acı tatlı esintiler taşır; Sevinçler, hüzünler, umutlar ve nihayet hayal kırıklıkları. Sukutuhayal Sokak ismi bu bakış açısının bir yansıması olarak ortaya çıkmıştı.
Kitabın merkezinde hangi temalar yer alıyor? Sizce “Sukutuhayal Sokak” bir okurda nasıl duygular bırakmalı?
Ben elimden gelen en iyi şekilde hikâyeyi anlatmakla yani kitabı okura yapabileceğim en iyi halinde sunmaklamükellefim. Gerisi okur ile metin arasındadır. Ancak çok farklı yaş ve sosyal çevredenokurlardan aldığım dönüşlerden anladığım kadarıyla herkesin kendinden bir şey bulabileceği bir metin ortaya çıkmıştır.
Karakterlerinizi yaratırken nelerden ilham alıyorsunuz? Gerçek hayattan izler taşıyorlar mı?
Benim yazımda karakterden önce söz vardır. “O” sözü söyleyebilecek bir karakter oluşturmam gerektiğini düşünürüm. Karakter ona göre şekillenmelidir. Dünyadan aldığımız yine ona verecek olduğumuzdur. Bu yönüyle etkileşim olmadan bir hikâye anlatmak mümkün olmasa gerektir.
Yazma süreciniz nasıl işliyor? Günlük bir rutininiz var mı, yoksa ilhamı bekleyen yazarlardan mısınız?
Kimi zaman gündelik hayatın olumlu veya olumsuz etkileriyle yazmaktan geri kaldığım dönemlerolmuştur. Buna karşılık neredeyse yazıyı düşünmediğim bir an bile yok. Yazıya aşkla ve büyük bir sorumluluk duygusuyla bağlanmış hissediyorum. Güne çok erken saatlerde okuyarak başlarım. Sonrasında daha önce yazdıklarımı gözden geçiririm. Genellikle yazı akşamları gelişen bir süreç oluyor.
Yeni bir yazar olarak Türk edebiyatı içinde kendinizi nerede görüyorsunuz? Size ilham veren yazarlar kimler?
Şu anda böyle bir şey konuşabilmek için çok erken. Edebiyat dünyasına yer edinmek benim için şimdilik çok uzak bir hayal. İleride zaman ve şartlar neyi gösterir bilinmez ama ömrüm olduğunca yazmak arzusundayım.
Ferenc Molnár, Jules Verne, Umberto Eco, Dan Brown, Herman Hesse, Jose Saramago, Ahmet Hamdi Tampınar, Şevket Süreyya, daha nicelerinin etkisini onları her okuyan okur gibi bende taşıyorum. Ancak yazarken olabildiğince özgün olmak gibi bir çaba içerisindeyim.
Edebiyat çoğu zaman insanın kendini tanıma biçimi olarak görülür. Sizin için yazmak bir dışavurum mu, yoksa bir içe dönüş mü? Yazarken kendinize mi anlatıyorsunuz, başkalarına mı?
Kendimi tanıma yolculuğunda hiç tahmin edemeyeceğim kadar bana mesafe kazandırmıştır. Bu yönüyle, “insanın kendini tanıma biçimi olarak görülür,” görüşüne bende katılıyorum. Yazıya başlarken ve dahi metnin tamamlandığındabir kitap olarak yayınlanması düşüncesi ön planda değildi. Zira metin bittikten neredeyse bir buçuk yıl sonra yayınlanmıştır. Yayınlanana kadar bir içe dönüş ve kendi kendime yaşadığım bir macerayken, metni okuyan dostların cesaretlendirmesiyle yayımlanmış bir kitaba dönüşmüş ve beraberinde getirdiği etkileşimle artık dışa vurum boyutu da kazanmıştır.
Günümüz edebiyat dünyasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Dijitalleşme ve sosyal medyanın edebiyata etkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Tüik verilerine göre 2024 yılında Türkiye’de yetmiş dört bine yakın kitap yayınlanmış. İlk sırada yirmi bin civarında akademik yayın hemen ardından yine yirmi bin adede yakın Yetişkin Kurgu Edebiyat türü geliyor. 2023 yılı itibarıyla kişi başına yaklaşık 8 kitap düşüyor. Okuma oranının artmadığı bir gerçek. Öte yandan bu ortamda yeni yazarların işleri son derece zor. Sosyal medya artık günümüzde hayatın merkezine yerleşmiş durumda. Varlığı ve etkileri inkâr edilemez. Yeniliklere karşı olmamak gerektiğini düşünüyorum. Nihayetinde kitap basılmaya başlandığında tepki çeken bir yenilik olmuştu. Bence asıl olan okumaktır. Kim hangi mecradan yararlanırsa yararlansın sonuçta okumak insanın en büyük ihtiyaçlarından biridir.
Yazarlık serüveninizde en zorlandığınız an neydi? Bu süreci nasıl aştınız?
Elbette basım süreci en zorlayıcı yönü oldu. Hele ki ilk kitabını yayımlamaya çalışan bir yazar olduğunuzda işler iyice zorlaşıyor. Ben bu zorlukları beni asla yalnız bırakmayan sevgili eşim ve dostlarım sayesinde atlattım. Onlar olmasa bu metin bir kitap olarak ortaya çıkamazdı.
Okurlarınızdan gelen tepkiler nasıl oldu? “Sukutuhayal Sokak” ile ilgili sizi en çok etkileyen geri bildirim hangisiydi?
Çok saygıdeğer Edebiyatsever bir aile ile kitap sayesinde tanışmak ve onların daha doğmamış bebeklerine kitap imzalayarak, bugünden kitabı okuyacağı zaman dilimine selam yollamak benim için çok etkileyici bir deneyim oldu. Kendilerine buradan saygılarımı sunuyorum.
Son olarak, geleceğe dair planlarınız neler? Yeni bir kitap yolda mı? Okurlarınızı neler bekliyor?
“Sukutuhayal Sokak” bir üçlemenin ilk kitabı olarak okuyucusu ile buluştu. İkinci kitap bitmeye yaklaştı. Üzerinde son düzenlemeleri yapıyorum. Üçüncüsü ise geniş taslağı ile metnin ana teması yazılmış durumda. Diğer yandan çok farklı projeler devam ediyor.
Kan Demirkol: “Yazmaya Aşkla Bağlıyım”
Kan Demirkol, ilk romanı “Sukutuhayal Sokak” ile edebiyat dünyasına iddialı bir giriş yaptı. Yörünge Rehber Dergisi olarak yeni ve yetenekli yazara, merak uyandıran kitabını, ilham kaynaklarını ve yazma serüvenini sorduk.
20 Şubat 2026 - 11:58




YORUMLAR